Harper Özbirim ile Röportaj: "Logomuza, Köklerimizi Koruyarak Çağdaş Bir Yorum Getirdik"

Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:
Harper Özbirim ile Röportaj:



Alsancak bölgesinde hayata geçirdiği her projede uyguladığı yüksek standartlar ve duyarlı yaklaşımları ile ülkemizin gayrimenkul sektörüne yeni bir boyut kazandıran Kıbrıs Developments’in Proje Geliştirme ve Pazarlama Direktörü Harper Özbirim ile pandemi dönemi özelinde değerlendirmelerini aldığımız bir röportaj gerçekleştirdik.
 

  • Pandemi dönemi iş yapış şekillerinizi nasıl değiştirdi? Projelerinizi tasarlarken pandemi sürecinden nasıl etkilendiniz?

Şirket olarak teknolojiye ilk zamanlardan beri yatırım yapan bir şirketiz. İkinci toplu konut projemiz olan Milos Park Homes zamanında ilk kez sanal gerçeklik gözlüğü ile özellikle yurtdışındaki alıcılara buraya gelmeden ev satma konusunda yine bir öncü atılımımız olmuştu. Sonrasında bunları geliştirdik ama hiçbirimizin öngöremediği pandemi ile birlikte bizim de birçok şirket gibi dijitale daha fazla kaymamız gerekti. Çünkü müşterilerimizin %60-%70’inin yurtdışında olması, Avrupa ve Türkiye’de olması, seyahat kısıtlamalarından dolayı buraya gelememeleri sebepleri ile oradaki normalde olan satış ve satış sonrası süreçlerimizi ve iş yapış şekillerimizi değiştirmemize vesile oldu. Henüz lansmanını yapmamış olsak da bir online ofis çalışmamız oldu. Gerek acentelerimiz kanalıyla, gerekse kendi kanallarımızdan bize ulaşan müşterilere yönelik satış süreçleri ile ilgili çalışmalarımızı online sunumlarla sürdürdük. Satış sonrasındaki süreçler ile ilgili de online toplantılar gerçekleştirdik. Haliyle projenin yapım aşamalarını, gidişatı merak eden, haberdar olmak isteyen müşterilerimize aylık raporlarımızın yanı sıra konutlarının fotoğraflarını, videolarını gönderdik, Zoom üzerinden evlerin içerisinde görüntülü toplantılar yaparak montaj süreçleriyle ilgili güncel durumları aktardık.

 
  • Pandeminin ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri, birçok sektör üzerinde de kendisini gösterdi. Bu süreçte sizi en çok zorlayan ne oldu?

İlk kapanma olduğu zaman müşterilerimize bir mail atıp durumu aktardık ama zaten onlar bizden önce kapandığı için çok şaşırmadılar. Sonrasında ilk açılım olduğunda direktörümüz Çağatay Bey ile sahada toplantı yaptık, ve o günü hiç unutmam “aynı gün teslim edeceğiz bu projeyi” dedi. Yani 2 ay kadar hiç çalışmadığımız bir süreç olmasına rağmen bir tek siparişlerden dolayı gecikme yaşadık ama aslında taahhüt ettiğimiz şekilde  standart konutlarımızı yine normal zamanda bitirdik. Ancak şunu belirtmeliyim ki, Natura’da 68 konutun 61 tanesini kişiye özel tasarladık ve müşterilerimizin hiçbir talebini geriye çevirmemeye çalıştık, tabii ülkenin verdiği imkanlar noktasında. Geciken malzemeler olduğu için bazı konutların teslimatları gecikti ama müşterilerimiz de zaten bu durumun farkında. İlk projemizden bu yana eş zamanlı anahtar koçan teslim konusu bizim için bir kırmızı çizgidir. Zamanında teslim konusunda Kıbrıs Developments’i en çok ayrıştıran iyi bir proje yönetimi yapıyor olmamızdır. Pandemi döneminde 30-40 bin kişi Türkiye’ye döndü. Sektörde ciddi daralma oldu, insan kaynağı ve işçi bulma konusunda büyük sıkıntı yaşandı. Bazı noktalarda ekiplerin yenilenmesi gerekti. Sahadaki koordinasyon çok önemliydi. Bu anlamda sahada da çok iyi bir proje yönetimi yaptık. Nihayetinde Natura projesini de söz verdiğimizden sadece 1 ay daha geç teslim edeceğiz. Bu gecikme öngöremediğimiz, örneğin Avrupa’dan beklediğimiz malzemelerin gecikmesi ve kapalı kaldığımız süre nedeniyle yaşanan gecikmelerdir.

Şimdi de yine bir ilk olarak sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve koşulların elvermesi durumunda Natura projemizin anahtar teslimini dijital ile fiziki ortamı bir arada sunacak bir etkinlikle; yani ‘phygital’ dediğimiz bir yöntemle yapmayı hedefliyoruz. Dijital ortamda canlı olarak yayınlanacak anahtar teslimi etkinliğine Kıbrıs’ta yaşayan müşterilerimiz ve yurtdışında yaşayan müşterilerimizin önceden vekalet verdikleri avukatları fiziki olarak katılıp konutları koçanları ile birlikte teslim alabilecekler. Yurtdışında olan müşterilerimiz de canlı yayına bağlanıp buradaki yasal temsilcileri eşliğinde bizim teknik ekibimizle birlikte evlerini teslim ettiğimizi görebilecekler. Anahtar teslimleri bahsettiğimiz phygital bir etkinlik ile yapmanın hukuki olarak da hiçbir sakıncası bulunmuyor. Çünkü zaten yurtdışında yaşayan müşterilerimiz buraya geldiklerinde avukatlarına vekalet vermişlerdi.

Anahtar teslim etkinliğini bu şekilde gerçekleştirerek mesafeleri ortadan kaldırmak istedik ve bunun için teknolojinin bütün imkanlarını en üst seviyede kullanıp aslında müşterilerimiz için uzakları yakın ettik diyebiliriz. Yani aslında bu da, pandemi dönemi içerisinde yaşanan gelişmelere bizlerin hızlı bir şekilde adapte olduğumuzun göstergesidir. Yeni normale ve yeni düzene hızlı bir şekilde adapte olduk.

 
  • Pandemi sürecinin yabancı yatırımcıların ilgisine nasıl bir etkisi oldu?

Aslında bu dönemde Kıbrıs’a ilginin azalmadığını, tam aksine arttığını söyleyebilirim. Çok önceden yapmış olduğumuz projelerdeki müstakil evlerini satışa koymak isteyen yabancı müşterilerimiz evlerini satmaktan vazgeçtiler. Bu da bize aslında bu pandemi döneminde insanların daha izole, daha ayakları yere basan, daha çok müstakil yaşam konseptine olan ilginin arttığını gösterdi ki biz baştan beri zaten hep bu konseptte projeler geliştiriyoruz.

Şimdi zaten önceden beri Kuzey Kıbrıs özellikle Avrupa’daki Avrupalı müşterilere bir kaçış noktası olma noktasında cazip gelmiştir. Avrupalı müşteriler Kuzey Kıbrıs’ın ‘undiscovered’ yani keşfedilmemiş potansiyelinin olmasına bir cevher gözüyle bakıyorlar. Tabii ki fiyat avantajı da önemli. Yakın komşumuz Güney’e baktığınızda fiyatların 3’te 1 oranında daha uygun olması, ya da Avrupalı müşteriye baktığımız zaman temelde en fazla kıyaslandığımız lokasyonlar olan İspanya ve İspanya’daki adalara göre de yine konut fiyatlarının çok daha uygun bir noktada olması, buna ilaveten bizim şirket olarak kalitemizin Avrupa standartlarında olması temel tercih sebeplerine yansıyor. Bir de şu an yeni tüketici davranışlarına baktığınız zaman da alternatif yer arayışının yüksek noktada olduğunu görüyoruz.

“Bu yıl markamızın logosunu ve imajını da yeniliyoruz. Kıbrıs Developments’in yine aynı köklerini koruyan bir çizgide ama daha dijital uyumlu, daha çağdaş bir yorumu olarak logomuzu güncelledik.”
 
  • Peki yeni yatırımlarınızdan bahseder misiniz? Hali hazırda Kıbrıs Developments’in belli bir çizgisi var, düşük katlı toplu konut siteleri hayata geçiriyor, bu yaklaşımını devam ettirecek mi? Yeni projeleriniz var mı ve değişen şeyler olacak mı yeni projelerinizde?

Aslında 2020 Kıbrıs Development’in 35. yılıydı. 2020 yılı içerisinde çok planlarımız vardı ama birçok şirket gibi biz de ertelemek durumunda kalsak da planladığımızdan daha da güzel bir noktaya geldik diye düşünüyorum. Çünkü hali hazırda bu dijitalleşme sürecini hep yapmak istiyorduk ama sanırım genel olarak zaten piyasa ve insanlar buna hazır değildi ama şimdi bu süreç hızlanmış oldu. 35. yılı kutlayamasak da markamıza güzel yenilikler kattık. Bu yıl markamızın logosunu ve imajını yeniliyoruz. Kıbrıs Developments’in yine aynı köklerini koruyan bir çizgide ama daha dijital uyumlu, daha çağdaş bir yorumu olarak logomuzu güncelledik. Dolayısıyla 2021 aslında bizim kendi marka kimliğimizi yenilemekle başlıyor. Bu da aslında bizim sürdürülebilirliği ilke edinmiş köklü bir şirket olarak güncel bir konumda, yeniliklere adapte olan bir duruş sergilediğimizin bir diğer göstergesidir.

Tabii Natura’nın teslimatını da atlamayım, yani aslında bu yılın ilk hedefi Natura’nın phygital anahtar teslimi ile marka ve imajımızı yenilemek olacak. Şu an üzerinde çalıştığımız, beni oldukça heyecanlandıran yeni konut projemiz var. Bir aksilik olmazsa Kıbrıs Town Houses projesinin ekibiyle yaratacağımız yeni projemiz bahar aylarında biraz Kıbrıs Town Houses ruhunda bir proje olarak gelecek. Aslında bizim her projemizin bir hikayesi var. Kıbrıs Town Houses tematik olarak daha yerele yakın bir proje idi. Yaratma süreci uzun soluklu bir süreçti, ilham veren araştırmaları ve taramaları daha fazla yapabildiğimiz bir süreçti. Natura’da ise konum çok önemliydi ve konut sahiplerinin doğayla temasını artırmayı hedeflemiştik. Konumu, bir yandan denize bir yandan parka yakın olması, doğayla iç içe olması sebebi ile çatı terası fikrini tekrardan geri getirdik. Yeni projemizde de biraz daha derin bir ilişki arayışımız var diyebilirim.

Biz her projemizde bir sentez yaratma ve her projede öğrendiğimizi bir sonrakine taşıma eğilimindeyiz. Zaten üstüne koya koya oralara doğru gidiyoruz. Bu projenin lokasyonu da çok güzel, aslında sanırım bugüne kadarki dağ deniz ilişkisinin en güçlü olduğu arazidir bu arazi. Şu aşamada projeyle ilgili çok fazla detay vermeyelim, umarım çok aksi bir durum olmazsa bahar aylarında lansmanını yapacağız.

“Aslında lider olmak en fazla konutu yapmak ya da en fazla satışı yapan şirket olmak değil, ülkeye bir şeyler bırakan konumda olmak bence. Biz kendimize en çok “yarına ne bırakıyoruz” sorusunu soruyor ve çevremizdeki herkesi de kendine bu soruyu sorması için teşvik ediyoruz.”
 
  • Her projenizde bir öncekine göre “en” kelimesini kullandığınızı görüyoruz. Natura için bu zamana kadarki en nitelikli proje tanımlaması yapmıştınız. Bir sonraki projede önceki “en”leri daha da ileriye mi götürüyorsunuz?

Tabii her projeyi o günün koşullarına göre değerlendirmek lazım. O günün alıcısı, o günü pazar koşulları, o günün pazardaki imkanları gibi... Geriye dönüp baktığımızda ilk sitemiz Escape Homes’du. Yani 2013 yılından bugüne kadar 7 yıldır sektör de, ülkedeki imkanlar da çok gelişti. Biz de her projemizde kendimizle yarışıyor, daha da iyisini yapmaya çalışıyoruz. Örneğin yeni projemizde özellikle atık konusunda büyük bir atılımımız olacak. Tamamen bize bağlı bir konu değil ancak Alsancak Belediyesi’nin Avrupa Birliği’ne sunduğu bir proje var şu anda, evsel atıkların ayrıştırılması için bir pilot bölge olma noktasında. Umarım olumlu sonuç alınırsa biz kendi alt yapımızı zaten bu projede ona uygun bir şekilde geliştiriyoruz. Aslında Kuzey Kıbrıs’ta ilk ciddi anlamda bu işi yapan site projesi olacak. Bunun gibi heyecanlandıran detaylar var. Özellikle Avrupalı tüketici zaten buna alışık ancak ülke adına böyle bir atılım yapmak, bu standardı sektöre kazandırmak oldukça önemli. Zaten Kıbrıs Developments’in böyle bir misyonu da var. Kıbrıs Developments projelerinden sonra takip ediyorum mesela bir iki sene sonra sektördeki söylemler birazcık daha kültürü koruyan, yerel mimariden esinlenen, sürdürülebilir, çevreyi koruyan projelerin geliştiğini zaten görebiliyoruz. Bu da şirket olarak zaten misyonlarımızdan bir tanesi. Aslında lider olmak en fazla konutu yapmak ya da en fazla satışı yapan şirket olmak değil, ülkeye bir şeyler bırakan konumda olmak bence. Biz kendimize en çok “yarına ne bırakıyoruz” sorusunu soruyor ve çevremizdeki herkesi de kendine bu soruyu sorması için teşvik ediyoruz.

 
  • Pandemi sürecinde sektörde yeni bir kavram olarak “sağlıklı ev” kavramı kullanılmaya başlandı. Siz projelerinizi bu bağlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlık konusuna bence 2 farklı noktadan bakılabilir. Bir fiziksel sağlık, bir de ruhsal sağlık. Pandemiden sonra özellikle Avrupa ve büyük metropollerde, şehirlerde çok katlı yapılarda yaşayan şirketlerdeki arkadaşlarımla da konuştum. Baktığınız zaman fiziksel olarak evin içerisinde spor yapabilirsiniz belki ama bir noktada aslında küçük bir alan içerisinde yaşamak, dışarıya çıkamamak, ruhu besleyen şeyleri yapamamak psikolojik olarak insanları etkiledi ve sağlıklı ev konsepti daha çok ortaya çıktı.

Sağlıklı ev fikri aslında bizim projelerimizin tümünde hali hazırda olan bir şeydi. Yani bizim için yeni bir kavram değil. Ben Milos projemizde kaldığım için aslında pandemi sürecinde de, evde geçirdiğim süreçte bire bir yaşam alanlarının olumlu etkisini ben de gördüm. İnsanlar sabah yürüyüşe çıkıyordu, akşam çocuklarını sitede dolaştırıyorlardı vs. Bence aslında diğer yerlere kıyasla sürecin psikolojik yükünü çok fazla hissetmedik, o yüzden hali hazırda sahip olduğumuz bu farkındalığı bir o kadar daha fark ederek yeni projemizde insanların toprağa dokunması, toprağa basması, temiz havaya erişimi konularını bir o kadar daha öne çıkaracağız. Dediğim gibi zaten hali hazırda yaptığımız şeylerdi. Örneğin projelerimizde uyguladığımız gün ışığı simülasyonu, tüm evlerin 100’de 100’ünün gün ışığı alması, doğal ventilasyon havalandırılması, iklimlendirilmesi gibi konfor dediğimiz konu aslında yani keyiften çok sağlık konusundaki bir konfordur, hem fiziksel hem de psikolojik olarak.

Yukarı