Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor

Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor
Doğanın Bir Parçası Olarak Hissedilecek Alanlara İhtiyaç Duyuluyor

Yazan, Yüksek Mimar Nazif Ç. Dilaver

Pandemi başlangıcı ile mimari çözümlerde hayatımıza eklenenler ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenleri düşünmeden edemiyoruz.


Salgın’ın başladığı günlerin ardından, geçen bir yıla aşkın sürede tüm sektörler etkilenip şekillendi. Hepimiz bu süreçte birçok ezberin bozulduğunu deneyimleyerek öğrenme fırsatı elde ettik. Yaşanan bu süreç, yıllar içinde edindiğimiz alışkanlıklar ve yaşam biçimimizi de değiştirdi. Gerek iş hayatımızda, gerekse ev hayatımızda çoğu fonksiyonu yeniden düşünmek durumunda kaldık. Sosyal ve iş hayatlarımızı bir anda evlerimizde geçirmeye başladık.
Hijyenik ve insan sağlığına uygun, kişisel alanlar oluşturmak zorunluluğuyla beraber, psikolojik olarak da yaşam alanlarımızın doğru tasarlanıp tasarlanmadığını bireysel olarak değerlendirme fırsatımız oldu. Çocuklarımız ve bütün aile bireyleri için yaşam alanlarının haricinde aktif olarak beden sağlığını da destekleyecek mekanlarımız olup olmadığını görme şansı doğdu. 

Bireyselliğimizi ve kişisel zevkimizi yansıtan evlerimizde, gerçekten bizi tanımlayan tasarımlar var mı? Bu soruya verilebilecek tüm cevaplar ve aslında sorunun kendisi, pandeminin bize kattığı en önemli şeylerin başında gelmektedir.

Biz mimarların, pandemi süreci sonrasında yapacağımız yeni tasarımlar, sosyal alanlar, kompleksler, ofisler, alışveriş merkezleri, marketler, okullar, spor salonları ve tabii ki evlerin tümünü yeni bir bakış açısı ile tasarlamamız gerekiyor. Özellikle sosyal alanlarda hijyeni ve güvenliği ön planda tutacak çözümler düşünmek gerekiyor. Bunu da iş ortamlarımızda ve evlerimizde -yeniden- sağlamamız gerekiyor.

İş dünyasında da, mekanlardaki değişim ve Kovid-19’un etkisi tabii ki göz ardı edilemeyecek kadar büyük oldu. İş yerlerindeki sosyal ve çalışma alanlarındaki kişiye özel, hijyenik ve bireysel mekanlar oluşturulmak zorunda kalındı. Büyük iş merkezleri/plazalarda, giriş ve çıkışların ayrı ayrı kapılarla sağlanması ve hijyenik bölmeler ile ayrılması nedeni ile karşılama alanlarını yeniden tasarlamak zorunluluğu gelişti. Mevcut binalarda giriş çıkışlar dışında, binalara giren kişi sayısı da sınırlandırıldı. Yani, kişi başına düşen m² sayısı artırılarak mekanların hijyenik kullanımı sağlanıyor. Bu yöntemlerle kişisel hijyeni de sağlamış oluyoruz. Buna ek olarak havalandırma ve bina içlerindeki yaya trafik kullanımı tekrardan düzenlendi. Böylece, ek çıkış ve koridor düzenlemeleri sağlanmış oldu. Ofis ortamlarındaki m² alanına göre, oturma düzeni ve kişi sayısı azaltıldı. Buna bağlı olarak, mekanların iç tasarımları ve mobilya düzeneği de şekillenecektir.

Ofis ortamlarındaki ara bölmeler, havalandırma sistemleri ve mekanlar arasındaki geçişlerin tekrardan düzenlenmesi gereken önemli hususlar olduğunu algılamış bulunmaktayız.


Bunun dışında, özel alanlarımız olan evlerimizin içinde de rahatlık ve tüm aile bireylerinin genel m²'yi verimli kullanımına odaklanmalıyız. Mimari tasarımlarda, bireylerin rahat hissedecekleri mekanlar sağlamamız gerekiyor. Bu süreçte zamanımızın çoğunu evlerimizde geçirdiğimiz için her türlü konforu hissetmek istiyoruz. Konfor beklentisi ve pandeminin etkisiyle, doğanın bir parçası olarak hissedilecek alanlara ihtiyaç duyuldu. Bu alanlar da, pencere ve duvar algısına yeni bir boyut katarak, aydınlık ve rahatlığı sağlayacak renk kullanımını da önemli kıldı. 

Pandemi sürecindeki deneyimlerimiz, çalışma mekanlarının ne kadar önemli olduğunu ve bu alanların aslında küçük bir karanlık odadan ziyade, uyumlu çalışma alanları ve çalışırken rahatlık hissi yaratacak mekanlar halinde olması gerektiğini de bize hatırlattı. İş dünyamızı evlerimize taşımak zorunda kaldık. Yeni yüzyılın trendi olan, ev-ofis dediğimiz konsepti hayatlarımıza adapte etmek zorunda olduğumuzu gördük. Her ne kadar geçici görünen bir süreç olsa da, ev-ofis konseptinin çağımızın en önemli yeniliği olarak kalacağını görebiliyoruz.
Ne kadar şanslıyız ki, Kıbrıs gibi bir adada yaşıyoruz ve iklimimiz, yaşam şartlarımız, yeni hayat düzenine çok rahat adapte edilebilecek potansiyele sahiptir.

Sonuç olarak, ruh ve beden sağlığı için yaşamsal alanların kalitesinde biz mimarların katkısı büyüktür. 

Yukarı